17 Haziran 2013 Pazartesi

Kurtla köpek ve medeniyet farkı


Bülent Ortaçgil’in şarkılarını ben çok severim. En sevdiklerimden birinde şöyle der:
Olmalı mı olmamalı mı / Yoksa hiç değişmemeli mi / Ama ben değişmezsem, ben olamam ki…
Görmeli mi görmemeli mi / Yoksa hiç bakınmamalı mı / Ama ben bakınmazsam, hiç göremem ki…
Sevmeli mi sevmemeli mi / Yoksa hiç beğenmemeli mi / Ama ben beğenmezsem, hiç konuşmam ki…
Bilmeli mi bilmemeli mi / Yoksa hiç öğrenmemeli mi / Ama ben öğrenmezsem, hiç olamam ki
*
Değişmeyi bilmek çok önemli.
Genelde bir insandan, özellikle de bir yöneticiden beklenen meziyet ‘hiç değişmemek’ değil, aksine, hatalarını düzeltmeyi, daha iyiye gitmeyi, yeni şartlara doğru cevaplar verebilecek şekilde değişmeyi bilmektir.  
Tabii eğer kendinizi ‘mükemmel’ ve ‘bir insanın varabileceği en iyi nokta’ olarak görmüyorsan ki, zaten o zaman konu beni değil psikiyatrları ilgilendirir.
*
İnsanları görmek de öyle.
Zihni (Küçümen) Amcam ademoğlunu ikiye ayırırdı: İnsanları görenler ve görmeyenler. Tabii “bakıp da...” görenler ve görmeyenler, karşısındakini fark edenler, başkalarına önem verenler, saygı gösterenler ve diğerleri. Belki de “iyi insan-kötü insan” fay hattı bile bu “görmek” fiilenden geçiyor. Sosyalleşmenin, medenîleşmenin şartı “insanları görmek.” Tıpkı kurtla köpek gibi!
Köpek, kurda nazaran, insanla daha kolay “göz iletişimine” girermiş. Ve bu sayede insanın en iyi dostu olmayı başarmış.
Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki Eötvös Lorand Üniversitesi bir araştırma yapmış. Basit bir egzersiz: köpekten ve kurttan saklanmış bir yiyeceği bulmaları isteniyor.
Köpek (canis familiaris), saklı yiyeceği ararken, insanlarla “iyi göz teması” kuruyor, gözle aldığı ipuçlarını iyi değerlendiriyormuş.
Kuzeni kurt ise (canis lupus), insanla kolay kolay göz iletişimine giremiyor.
Araştırmacılar, bu test için, yavru kurtları “sosyalleştirmekle” başlamışlar işe, sonra testler uygulanmış.
Birinci test: iki kap, biri boş, diğerinde et var. Eğitmen kurda ve köpeğe içinde et olan kabı gösteriyor. Eğer parmağını kaba dokunacak kadar yaklaştırırsa, kurt da köpek de dolu kabı kolayca buluyor.
Ancak, eğer uzaktan (50 cm) parmağıyla gösterirse, köpekler daha iyi sonuç alıyor. Çünkü köpekler karar vermeden önce eğitmene bakıyor, kurtlar bakmıyor.
İkinci testteyse, içinde et olan kap, açılması zor bir kapakla örtülüyor.
Köpek, bir dakika kadar kapağı açıp eti yemeği denedikten sonra, dönüp eğitmene bakarak ondan “gözle” yardım istiyor. Halbuki kurt, kapakla kavga etmeye devam ediyor.
Araştırmacılar “insana bakma” eğiliminin genetik olduğu görüşünde, “çünkü evcilleşseler de” kurtlar bu yetiyi edinemiyor.
İddiaya göre bu “gözle iletişim” kabiliyeti, köpeğin ve kurdun kaderini belirlemiş. İnsanoğlu daha kolay iletişim sağladığı köpeği evcilleştirerek, dost edinmeyi tercih etmiş.
Haber bu kadar.
“Peki siz köpek mi olmak isterdiniz, kurt mu? İnsanla dost olup birlikte yaşamayı mı yeğlerdiniz, dağlarda vahşi kalmayı mı?” sorusu bir yana...
Soruyorum:
(Teşbihte hata olmaz, köpekle kurt benzetmesini unutun!)
Siz, insanları görenlerden misiniz?

Not-1 : Yukarıdaki yazının ‘insanları görmek’ ile ilgili kısmı, 12.05.2003’te Hürriyet’in internet sitesinde yayımlanan ‘Kurtla köpek ve medeniyet farkı’ başlıklı yazıdır.
Not-2: 4 kalemden ‘sevmek’ ve ‘öğrenmek’ için yerimiz kalmadı. Olsun. Zaten umudumuz da kalmadı…


Hürriyet-İT, 16.06.2013


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder