15 Mart 2015 Pazar

Bilmem anlatabildim mi?


M.D. (Antalya) - Serdar bey, bana neden bir türlü randevu vermediğini sorduğum tepe yöneticim bana, “Sen biliyor musun, benim işimin yüzde 80’i boss management (yani patronu idare etmek)” cevabı verdi. Gerçek olabilir mi?
Herhalde yöneticiniz işinin ne kadar yoğun ve zor olduğunu anlatmak istemiş ama, aslında patronun kötü bir patron, kendinin de kötü bir yönetici olduğunu itiraf etmiş.
Avuçla para verdiği CEO’nun vaktinin ve aklının yüzde 80’ini işgal eden işadamı, ciddî bir yanlış yapıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor demektir.

Keza, aklının ve vaktinin yüzde 80’ini patronunu mutlu etmeye harcayan yönetici de, koltuğunu koruma açısından mutlaka doğru yoldadır da, aldığı parayı hak etmeyen ve uluslararası ölçütlerde berbat bir yöneticidir.
*
B.O. (Washington) – Serdar abi, Türkiye’de çalıştığım bütün şirketlerde insan ilişkileri çok kötü olduğu, gereksiz ve yıpratıcı bir çekişme olduğu için, ABD’de bir iş önerisini kabul edip buraya geldim. Burada ilişkiler biraz daha profesyonel ama, gene herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. İnsanlar niye böyle?

İşin içine para, iktidar gibi kaba menfaatler girdiği için, çalışma hayatında insanların en çirkin, belki de gerçek yüzü ortaya çıkar. (Bu arada tabii bizim eğitimsizliğimiz, görgüsüzlüğümüz, ilkelliğimiz de bu çirkinlikleri derinleştirir.)
Bu yüzden, hep uyumdan söz edilirse de, şirketler aslında bir ‘çatışmalar ağı’ olarak tanımlanabilir. Çeşitli menfaat ve beklentilerin çatıştığı ve, çeşitli yöntemlerle, herkesi ‘azamî mutlu etmek’ten ziyade, herkesi ‘en az mutsuz edecek’ bir uyuşma ve ölü nokta bulunması sayesinde varlığını sürdüren bir sosyal yapı. (Daha doğrusu ‘herkesi mutlu etme’ yalanı + ‘mutlu azınlığı daha mutlu etme’ gerçeği.)

Kuralların belli ve haksızlıkların da aza indirildiği, iyi yönetilen şirketlerde atmosfer nispeten iyidir. Çok iyi yönetilen şirketlerde gerçekten bir ‘ekip ruhu’ görülebilir. Ama bu saydıklarım istisnadır. Yukarıdaki soruda da sözünü ettiğim kötü patron + kötü yönetici ikilisi (ki tencere kapak misali birbirlerini bulurlar) ya aczinden ve beceriksizliğinden şirket içi dengeleri ve ekip ruhunu sağlayamaz; ya da bölerek, ezerek, huzursuzluk çıkararak yönetmeye çalışır.

(Sürecek)
*
*   *
 
12 Mart tarihli Hürriyet’ten iki haber:
Ortaokul öğrencilerine “Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah, kötülük de mubah. Siz de Özgecan (1) gibi olursunuz” dediği iddia edilen öğretmen, hakkında soruşturma açılarak başka bir okula atanmış.

Elazığ’da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Harput Bakım Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki kız çocuklarına yıllarca taciz ve tecavüzde bulunulmuş. (Bu arada siz bu satırları okurken ilgili bakan hanım koltuğu bırakmadıysa, yaşananlar kendisini rahatsız etmiyor demektir.) Müdür bu tacizci sapıklardan birini başka bir kuruma göndermiş.
Okul müdürü çocuk döver, başka okula verilir. Komiser karakolda vatandaşa işkence eder, başka ile sürülür. Polis sokakta vatandaşın kafasına sıkar (eğer taltif ve terfi almazsa) görev yeri değiştirilir.

Tamam, soruşturma sürmektedir; suçu tespit edilmedikçe her insan masumdur; tamam memur açısından açığa alınmak hoş değildir ama… bu uygulamada bir gariplik yok mu?
(1) Mersin’de tecavüz edilerek öldürülen Özgecan Aslan isimle genç kız

Hürriyet-İK, 15.03.2015





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder