15 Nisan 2012 Pazar

Aa ev işi yapıyor, kadın mısın sen!

Sosyolog François de Singly L’injustice ménagère diye bir kitap yayımladı.
Konusu, adından da anlaşıldığı gibi, ev hayatındaki, ev işlerindeki adaletsizlik.
Le Monde’dan Anne Chemin soruyor, sosyolog cevap veriyor.

*
Soru:Evdeki adaletsizlik’ adını verdiğiniz konuda niye hiç konuşulmuyor?
Cevap: (Özetle) ‘Ev işi kadın işidir’ inancı, erkeklerin kadınlar üstünde kurdukları hâkimiyetin temel taşlarından biri. (...) Karı koca arasında eşitliğin önemi kabul ediliyor ama, başka öncelikler olduğu için sıra bir türlü eşitliğe gelmiyor. Bu da erkeklerin menfaatine oluyor...

*
Soru: Gündelik işlerin âdil paylaşımı niye bu kadar zor?
Cevap: (Mealen) ABD’de yapılan sosyolojik araştırmalara göre, insanlar ‘yaptıkları işlerin cinsel kimliklerini belirlediğini’ düşünüyorlar. İnsanlar ev işlerini ‘erkek işi - kadın işi’ diye ayırıyorlar. Ve ev işleri genellikle, hâlâ, ‘kadın işi’ diye kabul edildiğinden, zihniyet değişimi ve pratikte eşitlik bir türlü sağlanamıyor. (...) Erkekler biraz ev işi yapacak olsa, (erkek) arkadaşları alay etmeye başlıyorlar, ‘sen kadın mısın’ hatta ‘hizmetçi misin’ diyorlar... İşte erkek hâkimiyetinin can alıcı noktası burası: ‘Kadın’ kelimesi ‘ev işi’ ile yan yana gelince, toplumsal hiyerarşide ‘alt sıralara’ gönderme yapıyor... (Tercümede zorlandım bu cümleyi. Hizmetçiliğin küçümsenecek bir yanı yok elbette ama, insanların kafası öyle şekillenmiş ki, akıllarda derhal ‘ev işi = hizmetçilik = itibarsız iş’ denklemi kuruluyor.)
Erkekler ev işlerini âdil bir şekilde paylaşmamak için direniyor çünkü bu onların
(1)  erkek kimliği’ ile ilgili (ev işi yaparsam kadınlaşırım)
(2) ‘sosyal kimliği’ ile ilgili (ev işi yaparsam kadına benzerim ve toplumsal değerim düşer).
Tabii madalyonun ötersi de var.
Ev hayatını kadınlar belirliyor ve düzenliyor.
Ev kadının evi oluyor, erkek biraz yabancı kalıyor.
Ama erkekler buna razı.

*
Soru: Bu durumu düzeltmek için ne yapmak lazım?
Cevap: (Mealen) Ev işi kafalarda ‘kadın işi - erkek işi’ diye ayrıldıkça bu mümkün değil.  Çünkü çiftler iyi niyetle iş bölümü yapmaya davrandıklarında da, ‘cinsiyet ayrımı’ sürüyor, otomatik ve tabii olarak, erkekler ‘erkek işi’ni, kadınlar ‘kadın işi’ni üstleniyor.
Yani kadınlar evin gündelik / iç işlerini; erkekler evin gündelik olmayan / dış işlerini sırtlanıyorlar.
Belki (iş bölümü yerine) ‘sırayla iş yapmak’ bir çare olabilir. Kadın bir süre, erkek bir süre bütün işleri yürütür. Böylece ‘erkek işi  kadın işi’ ayrımı kafalardan silinebilir.  (Le Monde, 18 ağustos 2007)
*
Sakladığım bir kupürden, Onpunto'da kullandığım bir yazıdan bir özet bu okuduğunuz.
Fransız erkeklerinin kafa yapısı buysa, düşünün artık bizim erkekleri.
Tabii kadınları da, çünkü bizim kadınlarımız bazen erkeklerden daha 'maço' olabiliyor. (Bakınız töre cinayetleri)
Çalışan (hele hele çocuklu) kadınlar, Hürriyet İK olarak çok hassas olduğumuz konulardan biri.
Para kazanmak için çalışmayan, ama evin / çocukların / İlletyus'un (yani kocalarının) bütün yükünü sırtlanan 'ev kadınları' da öyle.
Hadi bakalım, bu konuya biraz saralım!
'Kadınlara pozitif ayrımcılık' kampanyası başlatalım!

Serdar Devrim, Hürriyet-İK 28.11.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder