15 Nisan 2012 Pazar

Norveç’i kurtaran tweet

Geçen hafta ‘Bu arada başımıza doğal veya siyasal-toplumsal felaketler gelip de darbe yemez ve küçülmezsek...’ diye bir laf ettim.
Doğal felaketi anladık da, başımıza gelebilecek ve Türkiye'nin küçülmesine sebep olabilecek siyasal-toplumsal felaket ne olabilir!’ diye soranlar oldu.
Öyle ya, 2011 seçimleri öncesi, tabii ki iktidar partisi ağzına almayacak ama, bir muhalefet partisi, bir gazeteci, bir sosyal toplum önderi hasılı bir Allah'ın kulu  çıkıp da çıkıp ‘Bre birader 12 senedir İstanbul Belediyesi, 9 senedir Hükümet elinizde. Beklenen İstanbul depremine karşı ne yaptınız?’ diye hükümete, yahut ‘Siz ne yapmayı planlıyorsunuz?’ diye muhalefete sormadı.
Ağzından yel alsın’ kafasıyla topluca ölüp gideceğiz burada.
*
Siyasal ve toplumsal felaketten ve küçülmekten maksadıma gelince...
Norveç'te yaşanan facianın, yabancı düşmanlığının, ırkçılığın ve faşizmin yükseldiği Avrupa ülkelerini uyandıracağını umut ediyorum.
Bırakın Macaristan gibi Avrupa değerlerini henüz hazmedememiş ülkeleri; Avrupa Birliği fikrinin doğduğu Almanya, Fransa gibi ülkelerin yönetecileri bile ucuz popülizm yaparak yabancı düşmanlığını körüklüyorlar. Yabancıları 'günah keçisi' haline getiriyorlar. Büyük riske giriyorlar.
Halk arasında özellikle Müslümanlar'a, genelde de 'öteki'ye olan tepki yükseliyor.
Türkiye'de de politikacılar aynı kafada ve aynı tehlike ufukta.
Ve bizim toplumumuzun hoşgörülü olduğu hikayesi, etle-tırnak masalı bizi aldatmasın.
Alimallah bir kıvılcım çakılmayagörsün...
Sokaklarda gençlerin Kürtlere saldırdığı, Kürk amelelerin inşaatlardan kovulduğu gibi 'dehşet' haberleri geliyor oradan buradan.


Dünyanın en müreffeh, demokratik, özgür, hoşgörülü toplumlarından biri olmakla övünen Norveçliler yaşadıkları felaketin şokunu atamıyorlar.
Anders Behring Breivik gibi bir sapık katilin ülkelerinde doğup büyümesine, böyle bir katliamın ülkelerinde meydana gelmesine inanmak istemeyen Norveçliler'in yüreğine yine bir başka Norveçli genç, 18 yaşındaki Helle Gannestad su serpti.
Katliam gününden beri kurbanların hatırasını yaşatmak için kaldırımlara çiçekler bırakan, mumlar yakan Norveçliler, genç kızın olay saatlerinde attığı bir twitt'i  slogan olarak duvarlara yazıyorlar:
Tek bir insan bu kadar nefret edebiliyorsa, hep beraber yaratabileceğimiz sevgiyi düşünün!
*
Helle yıllardır her yıl Utoya Adası'nda yapılan gençlik mitingine bu kez katılamamış.
Belki de bu tesadüf onun hayatını kurtarmış.
Olay akşamı attığı tweet'in hikayesini şöyle anlatıyor:
Her dakika ölü sayısı artıyordu. 80 kişi diyorlardı. Tanrıya inanmıyorum. Ölenlerin geri gelmeyeceğini biliyorum. Katil beni hiç ilgilendirmiyor. Benim aklımdaki tek soru şuydu: 'Aynı toplumun bir üyesi olarak yaşamaya nasıl devam edeceğiz?' Kendi kendime 'Nefretten daha güçlü ne olabilir?' diye sordum ve şu cevabı verdim: 'Birlikte yaşamak arzusu'. Bu tweet böyle ortaya çıktı. İlk cevap veren 'Söylediğin içimi ısıttı' diyordu. Sonra yüzlerce insan daha katıldı...
Yılda ortalama 40 cinayetin işlendiği ülkede Norveçliler, toplumun hoşgörüsüyle ve 'öteki'ne gösterdiği dikkat ve anlayışla çok övünüyorlar.
Bir gazetecinin dediği gibi, bir Norveçli'ye 'Bana hatırladığın, basına yansımış bir şiddet olayını söyle' derseniz, muhtemelen size 1980'lerde başbakanın bisikletten düşüşünü anlatacaktır.
Son sözü yine Helle söylüyor: ‘11 Eylül'den sonra bütün toplumlar değişti. Yüksek sesle söylememize, sözleşmemize gerek çok, bu içimize işlemiş bir şey: Varlığımızı sürdürmek için, insani değerlerine ve toplumsal dayanışmasına sahip çıkan, birbirine güvenen ve inanan bir toplum olmak zorundayız.


Serdar Devrim, Hürriyet-İK 07.08.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder