15 Nisan 2012 Pazar

Düzen buysa kral biziz!

Bu sabah yine trafikte 'ilkel sürücüler' ile itişir ve bu az gelişmiz gürûh ile aynı toplumun bir ferdi olduğum utancını unutmaya çalışırken, bir yandan da kahvaltıda okuduğum bir haberi düşünüyordum.
HSBC'nin yaptırdığı bir araştırmaya göre, 2050 yılında Türk ekonomisi bugüne göre 6 sıra yükselerek dünyanın en büyük 12'nci ekonomisi olacakmış.
Kişi başına (ortalama) ulusal gelir ise yüzde 334 artışla 22 bin doları bulacakmış.
Doğrudur, dedim kendi kendime.
Bu arada başımıza doğal veya siyasal-toplumsal felaketler gelip de darbe yemez ve küçülmezsek, Türkiye'nin global olarak zenginleşmesi, dünyanın en büyük kapitalist ülkelerinden biri haline gelmesi toplumun doğasında var.
Kapitalist düzen var oldukça, sokakta gördüğüm bu insanlarla kimse baş edemez.
*
Kapitalizm tarihinin en büyük ve en zengin işadamı John D.Rockefeller (1) hayatının son yıllarında evinde ağırladığı bir gençten kendisine, yeni kurulan SSCB'de şekillenmeye başlayan kolektivist/komünist sistemi anlatmasını ister.
Ertesi sabah kahvaltı masasında, gece uyuyamadığını, serbest piyasa ekonomisiyle kollektivizmi karşılaştırdığını söyler ve şöyle bir kehanette bulunur:
- Ama sonunda kazanan kapitalizm olacaktır. Çünkü komümizm çok önemli bir unsuru, rekabeti ortadan kaldırıyor. (2)
Rockefeller, petrol piyasasında rekabeti ortadan kaldırmak ve tekel oluşturmak için tarihin ilk tröstünü kuran işadamıdır bu arada! (3)
*
Bugün biliminsanları rekabetin birey üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu ve toplumun ilerlemesine de iddia edildiği kadar katkısı olmadığını savunuyorlar.
Liberalizm taraftarları ise sözde serbest piyasanın ve rekabetin faydalarını saya saya bitiremiyorlar.
Kapitalizmin (şimdilik) rakipsiz olduğu doğrudur.
Çünkü kapitalizm, doğaya (orman kanununa) en yakın sistemdir.
İnsanoğlunun en ilkel, en hayvanî duygularının üzerinde yükselir.
İnanılmaz bir uyum kabiliyetine sahiptir.
Mesela kapitalizmin yıkıntılarının üzerinde kurulacağı iddia edilen sosyalizmi 'sosyal-demokratlaştırarak' düzeni kurtarmayı hatta evrenselleştirmeyi başarmıştır.
'Liberal ekonomiden başka seçenek olmadığı' inancını beyinlere yerleştirmeyi başarmıştır.
Son derece demokratiktir ayrıca.
Bu düzende var olmak hatta yükselmek için görgüye, eğitime, kültüre, bilgiye ihtiyaç yoktur.
Aksine, ilkellik, cahillik, görgüsüzlük, acımasızlık, arsızlık, yüzsüzlük... yaşamını sürdürmek ve 'zengin olmak' için (kapitalist düzenin tek hedefi bu değil midir?) büyük bir üstünlük sağlar.
Başkalarının hakkına saygı gibi, acıma gibi, utanma gibi doğada olmayan, bilakis tabiata aykırı ve gereksiz 'sosyal frenleri' ortadan kaldırır.
Bunun içindir ki, liberal teorisyenlerin - bugün yüksek sesle söylemeye çekinseler de - 'bireysel ahlaksızlıkların toplumsal refahı getirdiği' şeklindeki amentüsü hâlâ değişmedi.

Not: Bütün başarılı işinsanları böyledir demek istediğim sanılmasın. Ama istisnalar kaideyi bozmaz.
(1) Rockefeller dünyanın ilk dolar milyarderidir. 1916'da serveti milyar doları aşmış, 1937'de öldüğünde 1,4 milyar doları bulmuştu. Bu, bugünün parasıyla 700 milyar dolar bir servete eşittir.
(2) Rockefeller-Der Reicheste Mann Der Welt/Hans-Georg Merten
(3) Standard Oil


Serdar Devrim, Hürriyet-İK 31.07.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder