15 Nisan 2012 Pazar

Pazartesi normale dönerim, üzülmeyin!

Hemen yanıbaşımdaki haber, Hong Kong Borsası simsarlarının (şimdi, simsar deyince bizimkiler - tıpkı baytarlığı beğenmeyen veterinerler, dişçi deyince kızan diş doktorları hatta, bırakın berberliği, kuaförlüğü bile küçümseyen 'hair dresser'lar gibi - bozulabilirler; Türkçe simsar kelimesi eskidi, İngilizce dealer yahut broker deyince daha 'önemli insanlar' olunuyor zahir)...
Pardon, pardon!..
Kendi lafımı terbiyesizce kesmeden evvel, hemen yanıbaşımdaki haber, diyordum, Hong Kong Borsası broker'larının 2 saatlik öğle molasından vazgeçmeyi reddettiklerini, çünkü Çin kültüründe öğle yemeğinin uzun ve ağır olduğunu, öyle sandviçle, hamburgerle geçiştirmek istemediklerini anlatıyor. (*)
Oysa finans piyasaları, bugün, küreselleşmenin en etkili olduğu, en hızlı ve dünyaya entegre piyasaların başında geliyor.

*
YAŞLILIĞA METHİYE
Küresel modern dünyanın bu 'aceleciliğine' isyan eden sadece Hong Kong'lu broker'lar değil.
Amerikan ekonomisinin yapısal dinamizmiyle ve Güneydoğu Asya Kaplanları'nın yüksek rekabet gücüyle zaten baş edemeyen Yaşlı Avrupa; Çin, Hindistan, Brezilya hatta (kendi çapında) Türkiye gibi yeni süpergüçlerin hızlı büyümesini gıptayla seyrediyor. Ve kazanamayacağını anladığı yarışı bırakmaya hazırlanıyor.
Alman sosyolog Hartmut Rosa 'Beschleunigung' (Hızlanma) adlı denemesinde ‘Avrupa, arayı açan rakiplerini yakalamak için tempoyu arttırmalı mı yoksa kendi yolunu, yani hayat kalitesi, zamanına hâkim olma gibi değerleri seçip tempoyu düşürmeli mi?’ sorusuna cevap arıyor.
Pek çok Avrupalı aydın gibi, Rosa da, 'kısa vâdenin ve aceleciliğin (hipertüketimi ve hiperstresi körükleyen) baskısından' kurtulmanın yollarını arıyor.
Fastfood'a karşı slowfood'un meziyetlerine inanan (ve bunu uygulayan); otomobil çılgınlığına karşı Cittàslow (yavaş kent) felsefesine öncülük eden İtalya, kısa vadeci ve aceleci hayat tarzına alternatif bir üslubun öncüsü olabilir, diyor.
Bu 'yavaşlığa methiye' asla bir geriye dönüş hayali, küreselleşmeye ve kalkınmaya karşı çıkış değildir, diye altını çiziyor.
(Gerçekten de İtalya, dikkatle incelenmesi gereken bir ülke. Bir İtalyan arkadaşımın dediği gibi, Sezar'dan beri tek bir muharebe bile kazanmadığı halde, kaybettiği iki dünya savaşından muzaffer çıkması bile inanılmaz da; asıl, hem insan gibi yani yaşamayı hem de Batılı hayat standardını korumayı bilen, yani hem Akdenizli hem Avrupalı olmalı beceren bir ülke olduğu için...)

*
ÇOKTAN SEÇMELİ
Batı Avrupa'da yükselmeye başlayan bu kısa-vadeciliğe ve aceleciliğe başkaldırıyı nasıl yorumlayabiliriz?
(a) Uzanamadığı ciğere mundar demek; yahut kazanamayacağını anlayınca 'ben bu oyunu sevmedim, bu çok aptal bir oyun' diyen çocuklar misali oyundan kaçmak için bahane aramak. (= Mızıkçılık)
(b) Diğerlerine göre güçlü olduğu alanları öne çıkarmak ve 'asıl değerler bunlardır' demek; böylece yarışı, kazanabileceği bir alana çekmek.
(= Uyanıklık)
(c) Yapılan yanlıştan dönmek. (= Sağduyu)
Ben (c) şıkkı diyorum.
Siz?

Not: İki ayı bulan, 7 gün x 14-15 saatlik 'utanç verici' bir çalışma temposunun ardından (utanç verici, çünkü böyle çalışmak aptallık işaretidir, benim gibi karşılığını da almadığın sürece tabii ki...) 3-4 gün izin ve farniente... Bu yazının sırrı budur. Patronlarım üzülmesinler, aptallık tedavisi olmayan bir hastalıktır. Pazartesi günü 'normale' dönerim!

Serdar Devrim, Hürriyet-İK 21.11.2010

(*) Hong Kong’lu borsacıların ‘sandviçe hayır’ isyanı başlıklı haber

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder